Hakikat, ruhun sevgilisidir ve bu aşkın çocuğu düşünmektir. N. Topçu

Ara

3

KIBRIS’TAKİ BAŞPİSKOPOS, SAPLA SAMANI KARIŞTIRIYOR…

By Dr.Ahmet Turkan

OsmanlıKr..Rum Başpiskopos Hrisostomos’un “Kıbrıslı Türkler aslında ekonomik baskılarla din değiştirmiş Hristiyan Rum’dur” sözlerinin Kıbrıs’ta bir skandala yol açtığı haber sitelerinde zikredilmektedir. Öncelikle Başpiskoposun kendisi ya tarih bilmiyor veya işine geldiği gibi tarihi kurguluyor/okuyor.
Osmanlı’da Kripto Hıristiyanlar isimli kitabımda gizli din taşıyan grupların yaşadığı yerlerden biri olan Kıbrıs’ı da ele almıştım. Osmanlı bu adayı 1571’de ele geçirdiği zaman nüfus yapısında bir takım değişiklikler yapmak için Anadolu’dan yirmi bin Türk getirmiştir. Başpiskopos bence bu kısmı kaçırıyor. Osmanlı’dan önce orada bir Venedik, dolayısıyla da Katoliklerin hakim olduğu bir yapı vardı. Ortodoks Rumlar ikinci sınıftılar. Adanın sakinleri olan Rumlar, gelirlerinin üçte birini Venediklilere vergi olarak verme zorunlulukları vardı. Hatta her bir Rum erkek, haftanın iki günü çalışmak zorundaydı. Venedikliler bu mali baskının yanında Kıbrıs halkına dini baskı da uyguluyorlardı.

Kıbrıs’ın dinî yaşamına bakıldığında ise Venedik Devleti’nden dolayı Katolik din adamlarının Rum ruhban sınıfı üzerinde bir ağırlığının bulunduğu görülür. imtiyazlı bir konumda bulunan Katolik ruhban sınıfı Rum din adamları ile geçinemezlerdi. Bunun nedeni ise Rum din adamlarının Papalığa itaat etme hususunda gönülsüz olmalarıydı.
Venedik Devleti Katolik bir anlayışa sahip olduğu için bu bölgede oturan Ortodoks halkı sapkın olarak niteledi ve büyük baskılar uyguladı. Bu baskılar karşısında Kıbrıs’ın önde gelenlerinden iki kişi İstanbul’a padişahın yanına gelerek Osmanlı Devleti’nin himayesinde yaşamak istediklerine dair mektup getirdiler
Osmanlı Devleti Kıbrıs Adası’nı 1571 yılında ele geçirdi. Daha sonra adadaki hâkimiyetini perçinlemek ve etnik yapıda birtakım değişiklikler yapmak için Anadolu’dan yirmi bin Türk getirildi. Ayrıca Kıbrıs kuşatması esnasında dağlarda saklanan Latin ailelerin de Kıbrıs’ta yaşamalarına müsaade edildi. Ancak Latinler için durum, savaş öncesi kadar parlak değildi. Çünkü daha önce kendilerinin hizmetçileri olan Rumlar artık onların işverenleri olmuştu. Tarihçi Charles Frazee, Kıbrıs’taki Latinlerin konumlarında meydana gelen bu değişikliğin üstünlüklerini kaybetmemek için onların sözde Müslüman olarak yaşamlarını sürdürdüklerini belirtir. Çünkü Latinler, Hristiyan olmaya devam etse İstanbul’daki Patrikliğe bağlı olan Rum kiliselerine gitmek zorundaydılar. Bu yüzden onlar da Müslüman kisvesi altında yaşamlarını sürdürdüler. Din değiştiren Latinlere pamuk ve keten anlamına gelen Linobambaki denildi. Çünkü Kıbrıs’taki bu Latinler eski Katolik inançlarıyla yeni dinleri olan İslam’ı birleştirmeye çalışmışlardı.
Kıbrıs’ta Hristiyan inancını gizli olarak sürdürenlerin büyük çoğunluğu Katolik mezhebinden olmasına karşın Ortodoks mezhebinin mensuplarından olanlar da vardı. Onlar çocuklarını bir yandan vaftiz ettirirken diğer yandan İslam inancının gereklerini de yerine getiriyor; çocuklarına Müslüman ismi verirken bir de gizli Hristiyan ismi koyuyorlardı. Ramazanda oruç tutuyor, ancak bir yandan da Komünyon Ayinini (Ekmek-Şarap Ayini) yerine getiriyorlardı. Müslüman inancının gerekliliklerine göre evlilik törenlerini yerine getirirken bir yandan da Hristiyan törenlerini gizli bir şekilde icra etmekteydiler.
Uzun yıllar Hristiyanlık inancını gizli bir şekilde icra eden kişiler, Tanzimat reformları ile birlikte Hristiyanlıklarını yavaş yavaş açığa çıkarmaya başladılar. İngiltere’nin 1878’de adaya yerleşmesinden sonra bunu daha aleni ve toplu bir şekilde ortaya koydular. Ancak bu defa gizli Hristiyanlar arasında uzun yıllar kökenlerinin Katolik mi yoksa Ortodoks mezhebine mi ait olduğu üzerinde yoğun tartışmalar yaşanmaya başladı. (Ahmet Türkan, Osmanlı’da Kripto Hıristiyanlar, s. 45-47)
ESAS SORU ŞU: Başpiskoposun kendisine şu soruyu sorması gerekir. Osmanlı Devleti 1571’de oraya gelişiyle hangi hakları elde ettiler. Osmanlı yerine, Katolik bir devletin hakimiyeti devam etseydi, oradaki Ortodoksların durumu acaba ne olurdu? Analitik olarak öğrenmek istiyorsa aynı tarihi düzlemde muadili olan Katolik devletlerdeki Ortodoksların durumuna bir baksın. Osmanlı maiyetinde mi yoksa Katolik bir devletin maiyetinde mi daha rahattılar…

https://tr.sputniknews.com/dogu_akdeniz/201712011031223755-kibris-rum-tartisma-ozgurgen/
http://www.haber7.com/…/2486891-rum-baspiskopostan-skandal-…

Leave a comment